• İnternette bazı yerler vardır; insanlar oraya sadece içerik tüketmek için değil, içlerini bırakmak için gelir. Bir şarkının yorumlar bölümü de bazen böyle bir yere dönüşür. İlk bakışta sıradan görünen yorumlar, biraz dikkatlice okunduğunda modern insanın yalnızlığını, korkularını, umutlarını ve anlaşılma ihtiyacını gösteren sayfaları bitmek tükenmek bilmeyen dev bir günlüğe benziyor. Yaprakları belki dijital ama orada… Devamını oku

  • Derin Uyku 2

    Kategori:

    Gezgin içeri daldığında eskimiş koltukları ve loş havasıyla yolcuları pek de hoş olmayan bir varlığı ile karşılayan kompartımana tekrar baktı. Boş olduğundan emin olmanın ikinci evresinde idi. Birden sarsıldı ve ”Sersem. Kendine gel! Boş işte.” dedi. Sırtındaki çantasını üstteki dolaba yerleştirdi ve üzeri çatlamış deriden oluşan koltuğa yavaşça kendini bıraktı. Devamını oku

  • Bir deyim vardır ki onu günlük hayatta pek çok kez kullanırız. Bazen satırlar dolusu manaları içinde barındırır, hatta bazen sayfalar dolusu anlama gelebilir. Bu, hem çok kullandığımız ve duyduğumuz bir ifade olan ”Yanlış Ata Oynamak”. Tipik basit bir ifadeyle şu söylenebilir; ”İnsanın seçimlerinde ve bunların sonucunda gerçekleştirdiği eylemlerinde yanlış yapma durumu…” az önce de belirttiğim… Devamını oku

  • Bazen hayatın en sert gerçeği, ikinci bir şansın her zaman var olmadığıdır. İnsan bunu çoğu zaman kabullenmek istemez çünkü içten içe her şeyin bir telafisi olduğuna inanarak yaşamak daha kolaydır. “Bir gün düzeltirim”, “zamanı gelince söylerim”, “şimdi değil ama sonra” diye diye ertelenen her şey aslında sessizce elimizden kayıp gider. Oysa bazı anlar vardır ki… Devamını oku

  • Derin uyku

    Kategori:

    Gezgin kolunda, camı toz ve kirden artık görünmez hale gelmiş saatine tekrar baktı ve tam o sırada 8’i 15 geçiyordu. “iyi” dedi içinden “yine erken vardık. kontuarıma girmiş birileri varsa onları şimdiden, tren hareket etmeden evvel kovarım.” diye düşündü. kendisi gibi yüzlercesini bekleyen trene doğru yöneldi. Kaçıncı kez bu seyahate çıktığını artık bilmiyordu. Tek istediği… Devamını oku

  • İnsanız ve hepimizin dönem dönem içinde fırtınalar kopuyor ve bedenimizin etrafında akıp giden kalabalıkların tam ortasında haykırmak istiyoruz. İnsanız ve bazen o kalabalıklara karışıp gitmek istemiyoruz ve öylece orada duruyoruz. Söylemek istediğimiz şeyler var; ama bunları söyleyecek kimsemiz yok. Bu akış tıpkı amansız bir selin ortasında kalmış ve her an kopup gidecek bir dala tutunmuş… Devamını oku

  • Soğuk ve yağmurlu bir İstanbul gecesinde ayrılmak için hazırlığımı yaptığım otel odasından yazıyorum… Pencereden sızan sarı sokak lambalarının ışığı, ıslak kaldırımlara düştükçe bir hüzün bulutu gibi yayılıyor odama. Dışarıda rüzgâr, yağmurla birlikte şehirden kopan bir melodi çalıyor; tam da gitmeye hazırlandığım bu anda, İstanbul bana hem veda ediyor hem de hesap sorar gibi. Zaman… ne… Devamını oku

  • Sevgili Gezgin, Bu mektubu sana, henüz güneş ufuktan kendini göstermeden yazıyorum. Şehrin sesi kısılmış, zaman sanki ağır çekime alınmış gibi… Tam da bu saatlerde, “gün doğmadan doğan şeyleri düşünüyorum. Belki sen de onlardan birisin. Belki de bu yüzden hep yoldasın. Gün doğmadan doğanlar… Onlar acele edenler değildir. Aksine, zamanın henüz kalabalıklaşmadığı anlarda var olmayı seçenlerdir.… Devamını oku