Yaz dönümü ve yeşilin en güzel tonu

İşte buradayım… Memleketimin en güzel anlarından birinde, serin bir yaz akşamında. Uzaklardan gelen kayısı işçilerinin seslerine, nargilemin fokurtuları karışıyor. Kayısılar büyük ölçüde bitti; şimdi güneşin altında rengi siyaha dönen kayısıların patik yapma işleri devam ediyor. Tabi bunlar, o insanların geçim kaynağı olduğu için bu sıralar yoğunlar. Ben ise tatilde olduğum için rahatım. Herkesin tatil dönemi farklı sonuçta, değil mi?

Bu yaz güzel geçti.

Günpınar Şelalesi’nin serinliğini, Gökpınar’ın o eşsiz maviliğini ve bıçak gibi kesen soğuk suyunu hissettim. Sabahın köründe kalkıp hiç erinmeden balık avına gittim. Yeşilin içinde, kuş seslerinin arasında bol bol oksijen aldım. Bazen de güneşin batışında, güneşle beraber kayboldum. Uzun zaman sonra gecenin karanlığında gökyüzündeki yıldızları saymaya çalıştım.

Memleketimin en güzel yemeklerini yedim, en güzel meyvelerini tattım. Her lokmada, her nefeste, bütün bu güzellikleri bana veren Yüce Yaratıcı’ya şükrettim.

Bu yıl tatilimi memleketimde geçirmeye karar vermiştim. İyi ki de vermişim. İnsan buralarda ne kadar vakit geçirirse geçirsin, yine de doyamıyor. Çünkü memleket dediğin yalnızca bir yer değil; çocukluğunun kokusu, sofraların sıcaklığı, akşam serinliği, uzaklardan gelen tanıdık sesler ve insanın içine işleyen bir aidiyet duygusu…

Malatya’nın bence en güzel, en cennet ilçesi Darende. En azından benim için. ^^

Ama şimdi yaz dönüyor…

Akşamlar biraz daha erken serinliyor. Güneş, birkaç hafta öncesine göre biraz daha erken veda ediyor. Tarlalardaki hareketlilik yavaş yavaş azalıyor. Yeşilin en güzel tonları da artık ömrünün son günlerini yaşıyor.

Bir süre sonra o güzelim yeşil, sarıya; sarı, kahverengiye; sonra da griye dönecek.

Ağaçlar yapraklarını bırakacak, tarlalar sessizleşecek, akşamların serinliği yerini soğuklara bırakacak. Ve biz, bugün sıradan sandığımız bu güzel günleri özlemeye başlayacağız.

Hayat işte böyle…

Her güzel biter, her kötü gibi. Hiçbir şey kalıcı değildir. Ne yaz sonsuza kadar sürer ne de kış. Ne güneş hep aynı yerde kalır ne de gökyüzü hep aynı renkte olur. İnsan da bazen bunu unutuyor. Bir şey güzelken onun hiç bitmeyeceğini sanıyor. Bir şey kötü olduğunda ise sonsuza kadar süreceğini düşünüyor.

Oysa hayat, biraz da mevsimler gibi.

Geliyorlar, yaşatıyorlar ve sonra sessizce gidiyorlar.

Belki de güzelliğin kıymetli olmasının sebebi, sonsuza kadar sürmemesi. Günpınar’ın serinliği, Gökpınar’ın maviliği, kayısı kokusu, akşam güneşi, yıldızlarla dolu gökyüzü… Hepsi bir gün geride kalacak. Ama hatırası kalacak.

Ben de bu yazdan geriye kalanları yanıma alıp döneceğim.

Biraz güneş, biraz serin su, biraz toprak kokusu, birkaç güzel manzara, bolca huzur ve şükür…

Ve belki de en önemlisi, insanın bazen uzaklara gitmeden de kendini bulabileceğini hatırlayarak.

Şimdi nargilemin son fokurtuları da akşamın sessizliğine karışıyor. Uzaklardan hâlâ birkaç işçinin sesi geliyor. Gökyüzü yavaş yavaş kararıyor.

Yaz bitiyor.

Yeşilin en güzel tonu da bitiyor.

Ama olsun…

Her bitiş, başka bir mevsimin başlangıcıdır. Belki de hayatın bize verdiği en güzel ders budur. Hiçbir şey kalıcı değildir. Bu yüzden güzel olanı yaşarken fark et, elindeyken kıymetini bil ve geçip giderken arkasından sadece güzel bir tebessüm bırak.

Bazı yazlar biter… Ama insanın içinde bıraktığı sıcaklık, uzun bir müddet devam eder.

Çayköy


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.