Sevgili Meçhul,
Sana bu mektubu yazarken hiçbir yere göndermeyeceğimi biliyorum, çünkü birazdan buruşturulup çöp kovasını boylayarak son bulacak. Bu cümleler ne sana ne de asıl sahibine ulaşmamış olacak. Belki sadece içimde daha fazla taşıyamadığım, onlarla bir adım daha atamadığım için yazıyorumdur. Bir zamanlar söylenen sözlere inanmış, gerçekleşeceği söylenen günleri beklemiş ve bütün bu bekleyişin sonunda ardıma baktığımda iyi ki diyeceğimi düşünmüşüm. Oysa insan bazen gerçekleşmeyen bir şeyden daha çok buna inanarak geçirdiği zamana üzülür. Kendi hayatını bir başkasının vereceği karara bağladığını ve günler ilerlerken kendisinin aynı yerde kaldığını fark ettiğinde neyi hala beklediğini bile sorgulamaya koyulur. Sana kızgın değilim ve sanırım kendime de… artık soracak sorularım da yok, çünkü bazı cevaplar gelse bile bu sınavın süresi bitti, cevaplar sonucu değiştirmiyor. Bazı sözler elbet yerine getirilirse de, bekleyenin içinde kaybettiği manayı geri getiremiyor. Belki de senin için çoktan kapanmış olan bu mesele, benim içinse belki uzun, belki kısa bir bekleyişin son cümlesiydi. Ya da bütün mesele buydu, bir tarafın çoktan unuttuğu şeyin diğer tarafın hayatında ne kadar yer kapladığını hiçbir zaman bilememesi.
Bu satırları asla eski sen olarak okumayacağını bilmenin rahatlığıyla yazılan bu mektuba bir açıklama, bir söz, bir mazeret ya da bir karşılık beklemiyorum, yalnızca bir zamanlar gerçekten inandığımı ve bu inancın hatırına pek çok şeyi ertelediğimi kendime itiraf ediyorum. Olmayacağını bilmemekten korkmak yerine ne kadar zaman kaybetmişim diye korkarım. Bu mektubun sana ulaşmayacak olması belki hüzünlü ama belki de artık sen olmadığın için ulaşmaması daha doğru. Bazen vedalar bir şeyler söylenmeden de gerçekleşir. Vedalar, son bir cümleyle de değil, insanın artık hiçbir sebep bulamamasıyla da yapılır. Eğer bir vakit bulabilseydim, sana söyleyeceklerim ve anlatacaklarım bu kadardı. Fazlası değil. Çünkü biliyorum ki geriye kalanını zaman anlatır. Yaşatır. Öğretir .
Bir zamanlar sana anlatacak ne çok şeyim vardı, şimdi ise bu mektubun sana ulaşmasını bile istemiyor olmak da benim hüznüm. Yine bir zamanlar umut vardı, sonra bekleyiş başladı, ardından sessizlik geldi ve en sonunda insan, bütün ihtimallerin gerçekleşmek zorunda olmadığını öğrendi. Umut Battı.

Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun: