Bu sefer rivayetler ve işaretler de çok farklı.. Göğe baktığımda yıldızların yerleri değişmiş gibi; sanki içimde görünmeyen bir Melhame-i Kübra yaşanmış da bütün eski karanlıklar yerini sessiz bir aydınlığa bırakmış. Rüzgâr başka türlü esiyor, akşamın rengi başka türlü iniyor kalbime. Uzun zamandır suskun duran kapılar birer birer aralanıyor. Kara kışın sertliği çözülürken, içimde saklı duran bir Nur yavaşça buzlar eriyip giderken yükseliyor.
Toprağın altından gelen o tohumun suyla buluştuktan sonraki ilk kıpırtısı gibi bir kıpırtı dolaşır içimde… Kuşların seher vakti odama vuran şarkılarında, gidip geldiğim yolların kıvrımında, her gün bitiminde kararan göğün ince mavisinde aynı haberler var ve bu artık hiç gidilmeyecek bir gelişin işareti gibi. Sanki büyük bir fırtınadan sonra kalan o berraklık gibi, ”her şey bitti.” dedikten sonra gelen huzur var ya, işte öyle. Bu satırlar, içimde kopan o büyük gürültünün, o görünmez savaşın ardından doğan ışığın sesi. Neredesin şimdi bilmem, bu sessiz yazılar ve dizeler sana ulaşıyorsa Sevgili, bil ki bu kelimeler kıştan bahara çıkan bir ruhun yankısıdır. O zaman sana, seni hiç bilmeyen benim gönlümün derinliklerinden kopan bir hediye olsun. Sen hiç bilmeyecek, hiç görmeyecek olsan da varsın yazılmış olsun.

Uzak Yoldan Gelen Sen
Nice kışlar bitti, içime bahar iner.
Öncesinde çiçekler açar.
Sonrasında yapraklar “Sen” der.
Ruhuma inceden inceye bir ışık dolar.
Yine bir akşam bana gülümser,
Göğe inceden bir renk doğar.
Oradaki kuşlar bana adını fısıldar,
Seni bana getiren yollar sevinçlenir.
İçimde serin bir esinti var,
Her zamankinden başka bir hâl bu.
Kalbim sessizce sorarken, toprak bir başka kokar.
Ruhumun kıyısında yeniden güneş doğar.
Ey Sevgili, bir yıldız içimden geçer,
Dilekler artık göğe ulaştı.
Gönlüm geniş bir bahçe olur,
Uzak yoldan gelen ”Sen” orada dinlenir.

Ahmet Duvarcı için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et