En son nerede kalmıştık ?

Hayata başladığımız ilk an, ciğerlerimize dolan ilk oksijenin yaktığı gibi ciğerlerimizi yakan çokça anımız olmuştur. Ancak geçip giden ve biten günler yakıp tutuşturan şeyleri de bitiriyor. Ve ben en son sayfa kaçta kaldığımızı bir türlü hatırlayamıyorum. Sahi en son nerede kalmıştık ?

Hayata başladığımız ilk an, ciğerlerimize dolan ilk oksijenin yaktığı gibi ciğerlerimizi yakan çokça anımız olmuştur. Ancak geçip giden ve biten günler, yakıp tutuşturan şeyleri de yavaş yavaş tüketiyor. Acılar bile bir noktadan sonra alışkanlığa dönüşüyor, insan en çok buna şaşırıyor. Zaman, izleri tamamen silmiyor belki ama keskinliğini törpülüyor. Ve ben en son sayfa kaçta kaldığımızı bir türlü hatırlayamıyorum. Çünkü bazı yerleri bilerek atladık, bazı satırları yarım bıraktık. Belki de aynı sayfaya defalarca geri döndük ama her seferinde başka bir ruh hâliyle okuduk. Hayat ilerledi sandık, oysa çoğu zaman sadece durduğumuz yeri değiştirdik.

Sahi, en son nerede kalmıştık? Bir şeyleri umut ederken mi, yoksa vazgeçmeyi öğrenirken mi? Kendimize verdiğimiz sözlerin kaçını tutabildik, kaçını sessizce unuttuk? Hatırlamak zor çünkü insan bazı şeyleri kaybettiği yerde değil, fark ettiğinde acıyor.

Belki de kaldığımız yer tam olarak burasıdır: geçmişi tam olarak bırakamadığımız, geleceği ise henüz kuramadığımız o ara boşluk. Ne tamamen gerideyiz ne de gerçekten ileride. Sadece yoldayız ve durup bunu fark ettiğimiz anlar, bu soruyu sormamıza yetiyor. Geçmişe yazılar yazmamıza da vesile oluyor.

Bir cevap varsa iletilmemiş mektuplar posta kutusuna adıma zimmetli bir posta gönder.


“En son nerede kalmıştık ?” için 3 yanıt

  1. beyza avatarı

    Bu yazıyı okurken, 2018’de Hisar’da bu fikri ilk anlattığın zamanı hatırladım. O zaman da amacının “bir şey anlatmaktan çok anlamaya çalışmak” olduğunu söylemiştin. Hayatı, kendini, yaşadıklarını… Aradan geçen sekiz yıl içinde çok şey değişti ama yazının satır aralarında hâlâ aynı insan var. O günlerde de durup düşünürdün, şimdi de durup “en son nerede kalmıştık?” diye soruyorsun. Bu soru, aslında hiçbir zaman gerçekten kopmadığını gösteriyor.

    Geçen yıllar neler getirdi diye sorarsak; bence en çok sessizlik getirdi. İnsanların yavaş yavaş hayatlarımızdan çekilmesini, bazı bağların kendiliğinden çözülmesini, bazı umutların da gürültüsüzce sönmesini ”hep bir gerekçesi var” edasıyla görürdün. Yılların bizden götürdükleri de oldu elbette. Eskisi kadar kolay inanmayı, kolay bağlanmayı, her şeyin bir karşılığı olacağı fikrini. Ama seni sen yapan tarafı alıp götürememiş bunu hala canlı tutmayı başarmışsın. Yazdıklarından bunu net şekilde görmek mümkün. Sen her zaman derin düşünen biriydin. Bana bazen çok saçma gelen bu özelliğin ve bu bazen bir avantaj değil, taşınması çok mantıksız bir yük gibi dururdu. Herkes yüzeyde kalmayı tercih ederken sen hep biraz daha aşağıya bakardın. Derinleri seviyorsun bizi boğan o derinleri. Bu yüzden yazdıklarının bir kısmını kimseye göstermedin. Kendine sakladığın defterler, dosyalar, notlar olduğunu biliyorum. Belki paylaşmaktan çekindin, belki anlaşılmamaktan. Açıkçası biz de çekindik. Senin derinliğin insanı kendisiyle baş başa bırakıyordu ve bu kolay bir şey değildi. Ben de dahil olmak üzere birçok kişi bu yüzden sana yaklaşırken temkinli olduk. Öylesine gelip geçen biri değildin.

    Bu satırlarda bir yorgunluk var ama bir vazgeçmişlik yok. AKREP SEN asla vazgeçmezsin 🙂 Daha çok, yaşadıklarının sende bıraktığı izlerle konuşuyorsun. Günlerin yakıp tutuşturan taraflarının zamanla sönmesi meselesi çok tanıdık. İnsan bir noktadan sonra acının bile eskisi kadar can yakmadığını fark ediyor. Bu iyi mi kötü mü, hâlâ emin değiliz. Ama sen bunu dürüstçe söylüyorsun.

    “En son sayfa kaçta kaldık?” sorusu sen hâlâ anlatacak, düşünecek, sorgulayacak bir şeyler olduğunu biliyorsun. Belki cevaplar gelmedi, belki iletilmemiş mektuplar posta kutusunda bekliyor ama sen hâlâ yazıyorsun.
    Yıllar geçti, sen değiştin; ama tamamen başka biri olmadın. Hala mezuniyetinde Tarabya’dan koşarak kendini denize atacak kadar bir çocuk ve komik esprileri ile herkesi kırıp geçiren sen hala sensin. Seni de o günleri de çok özlüyorum…

  2.  avatarı

    bu yazıdan sonra aradan 8 koca yıl mı geçmiş sevgili dostum?

    1. Murat avatarı

      belki o kadar yıl geçti evet fakat bir hep onun yanındaydık. Güzel insanın.

Murat için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.