Tam O Sırada okurlarından ismini vermek istemeyen; ancak mahlasının ”Parıltı” olduğunu bildiğimiz arkadaşımız bize bu değerli şiiri paylaşmamız için gönderdi. Derin bir şairin yine derin bir şiiri ve tabi ki isterseniz sonrasında Tam O Sırada yorumu…
ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim”
Asaf Halet Çelebi
İbrahim Şiiri Üzerine Yorumlarım
Açıkçası Asef Halet’i tanırım. Daha önce birkaç şiirini görmüştüm; ancak bu şiirini ilk defa görüyorum. İbrahim şiiri, bana göre yalnızca bir şiir değil; bir arayış hâlidir. bu dizelerde İbrahim’i tarihsel ya da dinî bir figür olarak değil, içimizdeki insan olarak kurar. Şiirde geçen İbrahim; her ne kadar İbrahim Peygamber’i direkt olarak akıllara getirse de herkesin içindeki kendi insanının çağrıştırıyor akıl ve inanç arasında sıkışmış, putları dışarıda değil, kendi içinde kırmaya çalışan bir insanı…
Şairin dili bilinçli olarak yalın ama biraz muamma. Okur, anlamı yakaladığını sanırken bir anda metafizik bir boşluğa düşer. Doğu mistisizmi, tasavvuf ve modern insanın yalnızlığı iç içe geçer. Burada kurban edilen şey bir koç değil aksine insanı çoğu kez alaşağı eden benliktir, ego ve kesinliktir.
“İbrahim”, yüksek sesle okunacak bir şiir değil sanki içten okunan kalpte yankılanan bir şiir gibi geldi bana. Anlamdan çok hâl ve hissiyat bırakıyor geride. Ve belki de tam bu yüzden, şiir bittiğinde ben kendime şu soruyu sordum.
Ben hangi putları hâlâ ayakta tutuyorum?
Bu arada Parıltı, sanırım formun bize ulaşmadığını zannedip onlarca defa göndermişsin. Merak etme söylediğimiz gibi formlarımız hala çalışıyor ve yazılan her şeyi görüyoruz. 🙂

Umut için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et