Zamanın Kendi Gölgesinde Kaybolduğu An – Üzerine notlar

Hiç kimsenin bilmediği bir gecede, takvim yapraklarının kıvrımlarında gizlenen bir an vardır; ne önceye aittir ne de sonraya. Sanki zaman, kendi gölgesini ilk kez fark eder ve bu fark edişten utanıp bir adım geri çekilir. O adım, evrenin nabzını bir saniyeliğine durdurur.

ve ilginçtir: Kimse, hiç kimse olabilmişlerin dışında kimse bunu fark etmez. Fark edenlerinse izleri çoktan silinmiştir.

Bazıları bu ana “sükûnet boşluğu” der; bazıları ise adını bilmeden hissettiğini söyler. Ne demişti derviş? ”Senin bizim bu sessizliğimizden çıkaracağın bir ders yoksa, bizim sana verebilecek hiçbir şeyimiz yoktur. Burada durma.

O anda duvarların rengi hafifçe solar, sesler kırılır, düşünceler kendine bile yabancılaşır. Bir insan gözünü kırpınca kaybolur, bir başka insan içini çekince yeniden doğar. Her şey olur—hiçbir şey— olmadan. İnan bana…

Onu yaşayanlar, sabah uyandıklarında hafif bir baş ağrısıyla karışık bir dejavu hissiyatı taşır. Kimisi, “…gece bir rüya gördüm ama unuttum” diye geçiştirir.
Kimi, anlamlandıramadığı bir fısıltıyı kulağında duyar:
Zaman, işte şimdi kendine geldi.” Bu fısıltı, bazen bir su bardağının kenarına vuran ışıkta saklanır; bazen kapı aralığından içeri süzülen soğuk bir esintide. Bazen de yeşilliklerin arasında uçuveren bir kelebeğin ahenginde. İnsan ne olduğunu bilmez; ancak bir şeyin değiştiğini hisseder. Çünkü her sükûnet boşluğu, bir kader düğümünü çözer, bir başka düğümü bağlar. İnsan, bunu sadece kulaklarının arkasında yankılanan ince bir titremeden anlar.

Neden olur bu?
Niçin olur?
inan bilmiyorum…

Seni temin ederim ki son zamanlarda bunu ben de çok düşünüyorum. İçimde bir felsefe yapma çabasına girmeden, kendimi ve felsefik bakışımı soyutlayarak idrak etmeye çalışıyorum. Belki de evren, kendi kendini unutmamak için ara sıra bir not düşüyordur: “Sakın fazla ileri gitme. Her akışın bir geri dönüşü vardır. Muhtemel neyse o olacaktır.

Ve işte tam o sırada zamanın akışı bir anda kaderin kendisiyle ve bir anomaliyle tersine çevrilir.

Bazıları bu çarpılmayı hayatında bir kez yaşar.
Bazıları her gece.
Ama hiç kimse bunu başkalarına tam olarak anlatamaz. Çünkü kelimeler, içinde bulunduğu sonsuzluk zamanının kırıldığı yeri ancak dışarıdan çizebilir. İçine hiç inemez.

Belki de zaten…kim bilebilir ki güzelliği buradadır.


“Zamanın Kendi Gölgesinde Kaybolduğu An – Üzerine notlar” için bir yanıt

  1.  avatarı

    kimsin sen Allah aşkına bunlar nasıl cümleler? Kaynağı bir sonsuzluk pınarı gibi. Hiç bitmesin istiyorum. daha fazla yaz lütfen.

Anonim için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.