Bugün Hakkında / Bir Ayrılığın Başlangıcı

Sessizlik bazen bir ayrılığın başlangıcıdır. Bugün aramızda tuhaf bir mesafe vardı. Yanımdaydın; ama sanki çok uzaktaydın. Nedenini sormadım; belki de ne cevap alacağımı bilmediğim için, belki de söyleyecek doğru kelimeleri bulamadığım için. Zaten ben de senden çok farklı değildim, ben de bir şekilde uzaklaşmıştım. Sen sessizce yürüyüp gittin, ben ise sadece arkandan baktım. O an içimde dolaşan tek soru şuydu, seni kaybetmeye ne kadar yakınım? Gece olunca her şey daha da ağırlaşıyor. Sen gözlerini kapatıyorsun, ben ise seni izliyorum; sanki yavaş yavaş benden kayıp gidiyormuşsun gibi. Söylenmemiş sözler, sorulmamış sorular ve içimde büyüyen o aynı düşünce… Seni kaybetmeye ne kadar yakınım? Sonra sessizliği bozmak ister gibi soruyorum: “Uyanık mısın?” ve sen yeniden bana “Buradayım.” diyorsun. Bu küçük cevap bile bir umut gibi geliyor. Ardından bu gün hakkında konuşmak istiyorum. Belki de asıl sormak istediğim şey gün değil, aramızdaki o görünmez mesafe. Çünkü içimde hâlâ aynı soru kalbimin duvarlarına çarpıyor. -Seni kaybetmeye gerçekten ne kadar yakınım?

Bu sözler bana ait değiller. Belki bir paragraf halinde tarafımca bir araya getirildi; ancak bu derin sözler The National grubuna ait olan ”About Today” şarkısının dörtlüklerinden derlendi. İlk kez 2014’te Mulhouse şehrinde iken, o şehrin boş sokaklarında tek başıma yürürken, sokağın sonlarına doğru bir bankta oturan ve yarı sarhoş bir Fransız çocuğun telefonundan işitmiştim. Düşünceliydi ve tek bir noktaya bakarak oturuyordu. Yoğun alkol kokusundan çok üzgün olduğunu anlayıp biraz yavaşladım ve ona doğru eğilerek ”Ça va mec, tout va bien?” (“İyi misin dostum, her şey yolunda mı?”) diye sormuştum. Başını bile kaldırmadan ”ouais, ouais, ça va encore mieux; mais ça commence par le silence.” (“Evet, evet… daha iyi olacak; ama her şey sessizlikle başlar.”) demişti.

O an söylediği şey bana garip gelmişti. Dinlediği şarkının sözlerini anladığını bile bilmemekle beraber aşk acısı çeken sıradan bir çocuk diye düşünmüştüm. Orada ona sadece ”üzülmeye değecek bir şey değildir dostum. Sen de üzülme diyebildim.” Yoğun alkol kokusu beni rahatsız ettiği için oradan ayrılmak istedim. Ben yanından ayrılırken şarkı sonlara geliyordu ve şarkıyı ani bir hareketle tekrar başa sardırma hareketi dışında hareket etmemişti ve bana başını kaldırıp hiç bakmamıştı. Şarkının sözleri ve ritimleri hoşuma gittiği için eve döndüğümde bu şarkı olduğunu nihayet bulmuştum ve sanırım o dönemler haftalar boyunca dinledim. Hala dinlerim… Ama yıllar geçti ve ben o çocuğun bana söylediği bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu fark ediyorum. Çünkü bazen sonu büyük kavgalarla ve dramatik ayrılıklarla başlamaz. Çoğu zaman her şey çok daha sessiz başlar. Konuşmalar azalır ve sorular sorulmaz olur. Ya da artık sormaya değer hiçbir şey kalmamıştır. İnsanlar yan yana oturur ama birbirlerine ulaşmazlar. Ve belki de en tehlikeli mesafe, tam olarak budur: Yan yana olduğun halde birbirine ulaşamamak. Belki de bu yüzden “About Today” şarkısı bu kadar etkileyicidir. Sessiz kabullenişin dizelerde hayat bulduğu bir şarkı… Çünkü bize bağırarak değil, küçük harflerle ve sessiz bir şekilde olması gereken bir gerçeği hatırlatır.

Bu şarkı da dizelerin bizlere hissettirdiği mananın ötesinde icra ediliş biçiminde de bir mesaj gizli. Kelimeler yorgun bir ses tonuyla söylenir. Tonlaması durağandır, tıpkı kabul edilişten sonraki evrede yapılan bir veda gibi… Bu noktada yeniden dinlemeni isterim.

The National – About Today

Today you were far away
(Bugün çok uzaktın)
and I didn’t ask you why
(ve sana nedenini sormadım.)
What could I say
(Ne diyebilirdim ki?)
I was far away
(Ben de uzaktım.)
You just walked away
(Sen sadece yürüyüp gittin.)
and I just watched you
(ve ben sadece seni izledim.)
How close am I to losing you
(Seni kaybetmeye ne kadar yakınım?)
Tonight you just close your eyes
(Bu gece sadece gözlerini kapatıyorsun.)
and I just watch you slip away
(ve ben sadece seni izliyorum, yavaşça uzaklaşıyorsun.)
How close am I to losing you
(Seni kaybetmeye ne kadar yakınım?)
Hey, are you awake
(Hey, uyanık mısın?)
Yeah I’m right here
(Evet, buradayım.)
Well can I ask you about today
(Peki bugün hakkında sana bir şey sorabilir miyim?)
How close am I to losing you
(Seni kaybetmeye ne kadar yakınım?)

Bazen birini kaybetmek, o kişi hayatınızdan gitmeden çok önce başlamıştır. Ve çoğu zaman bu hikâyenin ilk cümlesi, o Fransız çocuğun söylediği gibi olur. Her şey sessizlikle başlar. Herkes için.

Kaybetmeye ne kadar yakınsın?


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.