Burçlar çoğu zaman yanlış bir yerden okunur. Günlük yorumlar, hızlı tahminler, birkaç cümlelik genellemeler…
Oysa astroloji, ilk ortaya çıktığı günden bu yana geleceği söylemekten çok, insanı anlamaya çalışan bir dil olmuştur.
İnsan neden aynı olay karşısında farklı hisseder? Neden biri sessizleşirken diğeri konuşur, biri beklerken diğeri hemen harekete geçer? Bu farklılıklar sadece yaşanmışlıklarla değil, yaratılışla da ilgilidir.
Burçlar, işte bu yaratılış farklılıklarının bir haritası gibidir. Astrolojik bakışa göre burçlar; insanın dünyaya hangi duygusal eğilimlerle geldiğini, hangi konularda daha cesur, hangi alanlarda daha kırılgan olduğunu anlatır. Bu yönüyle burçlar bir kader defteri değil, bir karakter pusulasıdır. Tam O Sırada’da burçlara böyle bakıyoruz. Burçları “başımıza ne gelecek?” sorusunun cevabı olarak değil, “insan neden böyle hissediyor?” sorusunun anahtarlarından biri olarak ele alıyoruz. Çünkü insan tek bir kalıba sığmaz. Herkes aynı şeyi istemez, aynı şekilde sevmez, aynı biçimde üzülmez. Ve belki de burçlar, bu farklılıkların korunması için vardır. Yaratıcının insanları tek tip yaratmaması, herkese aynı duygusal refleksi vermemesi bir eksiklik değil,
aksine bir dengedir. Kimimiz ateş gibidir; çabuk parlar, çabuk söner. Kimimiz su gibidir; derindir, sessizdir, içine çeker. Kimimiz havaya benzer; düşünür, anlatır, değişir. Kimimiz toprağa yakındır; sabırlıdır, sağlamdır, bekler. Burçlar, bu unsurların insan karakterindeki yansımalarını anlatır.
Bir Koç’un neden bekleyemediğini,
bir Akrep’in neden susarak derinleştiğini,
bir Terazi’nin neden denge aradığını,
bir Balık’ın neden her şeyi hissettiğini anlamak için
astroloji bir dil sunar. Bu dili doğru okumak, insanı etiketlemek değil, insanı yargılamadan anlamaya çalışmak demektir. Burçları okumak; “sen böylesin” demek değil, “senin böyle olman da mümkün” diyebilmektir. Tam o Sırada sitesinde yer alan burç yazıları, insanı sınıflandırmak için değil, insanın içindeki bilinmeyen katmanları fark edebilmek için yazıldı. Burada burçlar bir hüküm değildir. Gelecekle ilgili de bilgi vermez; ancak çoğu kez hayatımızın derinliklerine bir işaret, bir ipucu, bir bakış açısıdır. Belki de burçlar, kendimizi ve başkalarını daha az yargılayabilmemiz için vardır. Günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de bu değil mi? Daha çok anlamak, daha az kırmak için…
Burçlar çoğu zaman yalnızca yıldızlara bakılarak yapılan yorumlar gibi algılanır. Oysa sorulması gereken asıl soru şudur: Burçlar sadece yıldızlar mı, yoksa karakterimizin anahtarı mı? Astrolojiye bu açıdan bakıldığında burçlar, geleceği haber veren işaretler olmaktan çok, insanın doğuştan getirdiği eğilimleri anlatan bir dil haline gelir. Bu da bizi başka bir soruya götürür: Burçlar hayatımızda neden var? İnsan karakteri bu kadar farklıyken, astrolojinin bu farklılıkları anlamlandırmaya çalışması tesadüf değildir. Çünkü burçlar ve insan arasındaki ilişki, yüzeysel benzerliklerden ibaret değildir. Burçlar ve insan: karakterler neden bu kadar farklı? Bu soru, yalnızca astrolojiyle değil, insanın yaşadığı evren ile ilgilidir. Belki de sonsuz olan evren bile bu kadar çeşitlilik varken insanları şekillendiren karakterler tekdüze mi olmalıydı? Günümüzde hala keşfi yapılmamış canlılar bile varken, bu denli farklılığın içinde bulunan insanlar da farklı farklı olmalılar ki evrenin de farklı manaları ortaya çıksın, fark edilsin…
Tam O Sırada Blog Burçlara Nasıl Bakar?
Burçlar burada gelecek söylemez.
İnsanları tek bir kalıba sokmaz.
“Şans”, “uğur”, “kısmet” dili kullanmaz. Manayı aradığımız bu evrende burçlar, insanı yani bizi anlamanın başka bir yoludur.
Burçları bu çerçevede okumak, onların ne işe yaradığını de yeniden düşünmeyi gerektirir. Bunca açıklamadan sonra burçlar ne işe yarar? diye bir soru sorulduğunda verilebilecek en temel ve basit cevap şu olmalı: İnsanı anlamaya dair bir okuma sunar.

tamosirada için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et