Bu siteye neden artık pencereden bacadan giremiyorsun? Zarar vermeden de yaşamak mümkün sevgili dostum. Eğer bu yazıyı herhangi bir tarayıcıda, sakin bir şekilde okuyorsan, büyük ihtimalle insansın ya da insan görünümlü…. neyse. Bu durumda Tam O Sırada’ya hoş geldin.
Eğer bu yazıyı okumaya çalıştığında bir şeyler yolunda gitmediyse… Evet, muhtemelen nedenini zaten biliyorsun.
Son zamanlarda bu siteye dünyanın farklı yerlerinden on binlerce istek geldi. Sessiz, hızlı, tekrarlayan ve anlamsız sayfa talepleri oldu. Sitede yer alan herhangi bir sayfayı okumak için değil, bir şey bulmak için değil, bir şey öğrenmek için hiç değil, bir açık yakalamak ve zarar vermek için. Kendi halinde, kimseye zararı olmayan bir web sayfasını Google ve diğer arama motorlarına spam site olarak algılatmak için.
Ama artık değil.
Bu bir meydan okuma yazısı değil. Bir tehdit hiç değil. Sadece küçük bir açıklama. Yanlış kapıyı çaldığını fark ettin mi? Fark ettiğini hiç sanmıyorum, o sebeple sana en azından bir insan formatında bir varlık olduğun için anlatma gereği duyuyorum.
Bu site, (Tam O Sırada):
Kimseyi dolandırmıyor,
Kimseyi manipüle etmiyor,
Kimseye yalan ve boş umutlar satmıyor,
Kimsenin hayatını karartmıyor.
Aksine:
Okunmak için var.
Öğretmek için değil belki öğrendiğimiz şeyleri hatırlatmak için var.
ve çoğu kez düşündürtmek için var. Bu hayatın bir anlamının var olduğu gibi.
Yani aslında… Zararsız. Hatta bazı insanlar için belki faydalı bir sitedir. Ve insanın aklına şu soru geliyor: Onca gerçekten karanlık site varken, onca insanı sömüren, kandıran, manipüle eden, zarar veren yapılar varken…neden yolunu buraya düşürdün?
Ah evet anlıyorum… şu ”kolay hedef” meselesi değil mi? Belki de cevap çok basit. Kolay lokma görünüyordu, öyle değil mi?
Büyük değil. Gürültülü değil. Reklamla dolu değil.
Ama işte bazen “küçük, basit” olan, savunmasız anlamına gelmez. Bu site bağırmadı. Sana küfür ve hakaret de etmedi, insan olamaman dışında; ama dinledi. Fark etti ve kendini korudu. Sessizce. Bir an durup düşünmek gerekmez mi?
Şu an bunu okuyan bir ”insan” varsa — belki sen — şunu sormak istiyorum: Gerçekten bu mu yapmak istediğin şey? Düşünen biri olmak yerine parçalayan biri mi olmak? Bir şeye katkı sağlamak yerine açık aramak? Hayatında iz bırakmak yerine log dosyalarında kaybolmak? Şu kısacık hayatta ne büyük dertlerin varmış ki bu kendi halinde site sana dert olmuş.
Bu bir ahlak dersi veya insanlık dersi değil kesinlikle. Sadece bir davet. Çünkü teknoloji tarafsızdır, ama niyet değildir. Niyetini en azından sevdiklerin için temiz ve güzel tut sevgili dostum. İçinden atamadığın kinlerin, ihtirasların ve seni kötüye, kötü olmaya iten duygularının esiri olma. Hayat bir başkasına geçici bir zarar vermeni gerektirecek kadar uzun değil. Keşke o vaktini ve emeğini burayı yıkmak için değil de insanlığa faydalı olabileceğini düşündüğün bir şeye harcasaydın.
Artık neden olmuyor, biliyorsun
Bu site artık: ne boş istekleri dinliyor. ne otomatik denemelere cevap veriyor, ne de kimliği belirsiz ısrarlara zaman harcıyor. Bu bir “kazandım” hikâyesi değil. Bu sadece sınır çizme hikâyesi. Sınırlar bazen bağırarak değil, sessizce konur.
Sana son bir söz sevgili kardeşim. Eğer bu yazıyı:
Bir tarayıcıda okuyorsan → yolun açık olsun
Bir insan olarak düşünmek için buradaysan → hoş geldin
Sadece denemek için geldiysen → artık gerek yok; çünkü değerli şeyler yapabileceğin vaktini boş yere harcıyorsun ve boşa harcadığın vaktinin hesabını bir gün soracak Bir’i var.
Bu site kimseyle kavga etmek istemiyor; ama kendini de savunmayı biliyor. En başta da söylediğim gibi; Zarar vermeden de insan gibi yaşamak mümkün.
Hepsi bu.

Huseyinnn için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et