Kalplere tesir eden bu hikayeyi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim ve bu hikayenin çok fazla insan tarafından bilinmesi için bu satırları kaleme alıyorum. Bugün burada Rachid’in hikâyesini anlatacağım. Amansız bir yangınla acıklı başlayan; ama küllerinden yeniden yeşeren bir fidanın hikâyesi…Her şeye rağmen yaşama tutunan Rachid’in hikayesi…
Ama aslında bundan çok daha fazlası. Bu, bir çocuğun hayatta kalma mücadelesi kadar, bir vicdanın kıtaları aşarak unutulup kaybolmak üzere olan bir hayata dokunuşunun hikâyesidir. Hayatın zaman zaman bize getirdiği hüzünlerine zıt yeniden yeşeren, tıpkı her şeyi küle çeviren bir orman yangınından sonra geride kalan, küllerle kaplanmış toprağa düşen bir tohumun yeniden yeşerdiğini görmenin bizde insan olarak yaşattığı mutluluğun portresi gibidir, bu hikâye…
Abdoul Rachid Mamoudou Abdou, bir Afrika Kıtası ülkesi olan Nijer’in Dosso bölgesine bağlı Banguirou köyünde, 5 Ağustos 2013’te dünyaya geldi. Toprağın geçim kaynağı olduğu, imkânların kısıtlı; ama kalplerin de bir o kadar geniş olduğu bir coğrafyada… Rachid henüz altı aylıkken annesini kaybetti. Hayat ona daha bebekken, bu zor coğrafyada eksilmeyi çok çok erken öğretti. Babası, ailesinin geçimini sağlayabilmek adına hem terzilik yapıyor hem de tarımla uğraşıyordu. Ağır hayat şartları küçük Rachid’i nihayetinde amcasının himayesine bırakılmayı gerektirdi. Eğitim umudu onu yaşadığı o küçük köyden başkent Niamey’e taşıdı.
Günler, haftalar ve yıllar birbirini kovaladı…derken, Rachid yedi yaşına geldiğinde, amcası onu Peyiba mahallesindeki devlet ilkokuluna kaydettirdi. Halk arasında “payot sınıfı” denilen, Afrika’da özellikle de kurak iklimin hakim olduğu ülkelerde de sıklıkla görülen kerpiç, tahta ve saman malzemelerden yapılmış mütevazı sınıflardan birinde eğitim görüyordu. Bu sınıflar, hayal kurmanın bile bazen kısıtlı olduğu bu ülkede çocukların hayallerine ev sahipliği yapıyordu; ama aynı zamanda büyük bir risk taşıyordu. En ufak bir kıvılcımda bile bir anda alev topuna dönüşebilecek malzemelerden oluşan bir okulu zihninizde canlandırın. Olası bir yangında, alevlerin büyümesini engelleyecek ne bir yangın tüpünün ne de en basit yangın söndürme gereçlerinin bulunmadığını düşünün. Büyük bir riskti.
13 Nisan 2021 günü o risk maalesef gerçeğe dönüştü.
Ders saatinde başlayan yangın, çok kısa bir sürede sınıfları sardı. Alevler henüz ilkokul çağında olan çocukların çığlıklarından daha hızlı yayıldı. Bu üzücü yangında 21 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetti. Nijer tarihine kara bir gün olarak geçen bu yangın söndürüldüğünde yürekleri parçalayan bir şey ortaya çıktı. Yangında hayatlarını kaybeden çocukların bir kısmı birbirine sarılmış halde bulundu ve bu şekilde birlikte defnedildiler. Yangında hayatını kaybeden okutman öğretmen de öğrencilerini sınıfta bırakıp yangından bir şekilde kurtulabilecek durumda iken, öğrencilerini terk etmeyerek, orada onlarla birlikte kalmayı tercih etti.

Bu yangının gerçekleştiği sırada Rachid de sınıflardan birinde bulunuyordu ve yangından kurtarılmıştı; ancak ağır yaralıydı. Vücudunun sağ tarafında derin yanıklar oluşmuştu. Üç gün boyunca komada kaldı. O sınıftan hayatta kalan tek öğrenci oydu. Hayat bazen insanı seçer. Ama seçilmek her zaman bir ayrıcalık değildir; bazen ağır bir sorumluluktur. Henüz kundakta iken annesini kaybeden Rachid bu sefer de nice hayaller kurduğu, birlikte oynadığı sınıf arkadaşlarını kaybetmişti.
Yangının ardından geriye yalnızca küller kalmamıştı. Ağır yaralar ve acılar çeken küçücük bir çocuğun geleceği de iyice belirsizliğe sürüklenmişti. İşte tam o sırada Türkiye Maarif Vakfı‘nın Nijer Ülke Temsilciliği devreye girdi. Olaydan haberdar olan ve sonrasında bölgeyi ziyaret eden yetkililer, yaşanan trajediyi yerinde inceledi ve sınıfından hayatta kalan tek çocuk olan Rachid için özel bir destek süreci başlattı.

Bu bir yardım değil, bir sahiplenmeydi. Artık o hiç üzülmesin diye…
2021-2022 eğitim öğretim yılından itibaren Rachid’e ilkokuldan liseye kadar uzanan eğitim sürecinde Nijer Maarif okullarında tam burs verildi. Eğitim giderleri, kırtasiye, üniforma, rehberlik ve sosyal destek hizmetleri güvence altına alındı. Daha da önemlisi, ona güvenli bir eğitim ortamı sunuldu: Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağının dalgalandığı ve her iki ülkeyi birbiri ile kardeş ülke yapan Nijer-Türk Dostluk Okulları‘nda…


Maarif Okulları, onun için yalnızca yeni bir okul olmadı. Travmanın gölgesinden çıkabileceği bir yuva oldu. İlk zamanlarda belki yaşadığı o travmanın etkisiyle belki de küçük yaşlarda yaşadığı acı hayat tecrübelerinden dolayı içine kapanık, sessiz ve ürkekti. O kara günden küçük bedeninde kalan yanık izlerini saklamak için uzun kollu kıyafetler giyiyor ve bere takıyordu. Ancak öğretmenlerinin birebir ilgisi, okul ortamının güven veren yapısı ve arkadaşlarının kendisini kucaklayıcı tutumu sayesinde zamanla bu değişti.
Bugün Rachid; uyumlu, saygılı ve çalışkan bir öğrenci olarak öne çıkıyor. Ders başarısı istikrarlı şekilde yükseliyor. Öğretmenleri tarafından örnek gösteriliyor. Yangının fiziksel izleri hâlâ bedeninde; ama ruhundaki yaralar büyük ölçüde iyileşmiş durumda.

Türkiye Maarif Vakfı’nın onun acıklı başlayan hayatına dokunuşu yalnızca sınıf duvarlarıyla sınırlı kalmadı. Eğitiminin sürdürülebilir olması için yasal vasisi olan büyük amcası da okul bünyesinde işe alındı. Böylece bir çocuğun eğitimi desteklenirken, aile bütünlüğü ve ekonomik istikrarın da güçlendirilmesine katkı sağlandı.
Eğitim, burada sadece ders anlatmak değildi; toprağa düşen bir tohumu yeşertmek, sarsılıp düşmüş olan bir hayatı ayağa kaldırmaktı.
Rachid bugün okul dışında Kur’an kursuna da devam ediyor. Gelecekte doktor olmak istediğini söylüyor. Belki de yaşadığı acı, onu başkalarının acısını dindirmeye yöneltiyor. Kendi ifadesiyle, “Benim gibi zor durumda olanlara yardım etmek istiyorum.” dediğini öğrendim.
Aralık 2025’te ise hikâyesi Nijer sınırlarını aştı. İstanbul’da 5. si düzenlenen İstanbul Eğitim Zirvesi’ne onur konuğu olarak davet edildi. İki kıtanın birleştiği şehir olan İstanbul’da, bir Afrika çocuğunun sesi yankılandı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi ve Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Özdil Beyefendi tarafından kabul edildi. Hüzünle başlayan; ama bir umutla devam eden bu hikaye ulusal medyada da geniş bir yer aldı. Bu davet, sadece bir öğrencinin başarısı değildi. Türkiye Maarif Vakfı’nın insana yaptığı yatırımın ve kıtaları aşan sevgisinin sembolüydü.

Banguirou’dan İstanbul’a uzanan bu yol, kilometrelerle ölçülemez.
Bu, merhametin coğrafya, millet, devlet, kültür ve dini inanışların çok ötesinde olduğunun kanıtıdır.
Bu, eğitimin çok uzaklarda, unutulmuş ya da belki de hiç bilinmeyecek olan bir hayatı nasıl yeniden inşa edebileceğinin göstergesidir.
Bu, Türkiye Maarif Vakfı’nın yalnızca okul açmadığını; kurumak üzere olan umutları yeşerttiğini gösteren bir hikâyedir.
Rachid’in bedeninde atlattığı o acımasız yangının izleri hala var; ama gözlerinde artık korku ve hüzün değil, gelecek var.
Ve o gelecek, kıtaları aşan çok güçlü ve sarsılmaz bir sevginin eseridir.

Anonim için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et