Gezgin kolunda, camı toz ve kirden artık görünmez hale gelmiş saatine tekrar baktı ve tam o sırada 8’i 15 geçiyordu. “iyi” dedi içinden “yine erken vardık. kontuarıma girmiş birileri varsa onları şimdiden, tren hareket etmeden evvel kovarım.” diye düşündü. kendisi gibi yüzlercesini bekleyen trene doğru yöneldi. Kaçıncı kez bu seyahate çıktığını artık bilmiyordu. Tek istediği sadece uzaklaşmak ve gazetecilik mesleğinden arta kalan zamanlarda hep o bitirmeyi düşündüğü kitabının taslak defterine bir şeyler karalamaktı. Sonra bir an duraksadı ve kendi kendine ”iyi yaptım, ne olursa olsun umurumda değil.” dedi. Çünkü çalıştığı gazetenin müdürlüğünden ayrılırken ”sadece gitmek istiyorum. Belki bir ara ya da kısa bir tatil; ama ne olursa olsun buna ihtiyacım var. Biliyorsun. İster istifa dilekçemi ister izin dilekçemi doldur…Döndüğümde imzalarım.” demişti yazı işleri müdürüne.
ve sonra gezgin dişleri görünecek sırıtarak yoluna devam etti. Trene iyice yaklaşmıştı. Heyecanı iyice arttı; yolculuk ne kadar sürer bilinmez ama her seferinde olduğu gibi buna ihtiyacı vardı. Zaten süre de tutmazdı. Ne kadar sürede gider, ne kadar süre sonra döner… hiç bilmezdi. Kolunda taşıdığı saatin camının kirden pastan yarı görünür görünmez hali bundandır belki de…Perona birkaç adım kala görevliye boğuk bir sesle ”En yavaş olanı mı değil mi bu sefer? Özellikle bunu seçtim.” Kendisine doğru yönelen görevli baştan aşağı gezgini süzdükten sonra ”Evet. Bu en uzun sürecek olanı. Trenin en az kalabalık olduğu günlerden birisi. Aklınla zorun olması lazım her defasında en uzun sürenleri seçiyorsun.” dedi alaycı bir ses tonuyla. Diğer istasyon görevlileri arasında da namı yayılmıştı. Şu garip, koca gözlük camlı, köse ve uzun boylu adam, olmuştu adı çoktan. Haklarını yememek gerek; zaman zaman kapısını kilitler hareketsiz trenin camından dışarıyı izler çoğu zaman da kendisiyle konuşurdu.
Hiçbir şey söylemeden adımını trenin açık kapısından içeriye attı ve içerisi loş ışıklı, çürümüş tahta ve deri kokan trene girmiş oldu. Sadece birkaç adım ötesinde 35 numaralı kompartımanın kapısı görünüyordu ve yine sırıtarak buraya doğru yöneldi. Yaklaştıkça insanların seslerini duymaya başladı. 32 numara insanlar var, 33 numara bir kadın bir erkek var, kahretsin! 34 numara 2 kadın var… Olamaz! Benimki de dolu! diye öfkelenerek son adımını attı ve başını gözleri kapalı şekilde çevirdi. Durdu ve derin bir nefes alarak gözlerini açtı. Aman Allah’ım! içerisi boş! Kimse yoktu ve içeriye daldı.

Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun: