Charles Dickens – Yeni Yıl Şarkısı: Zaman, Vicdan ve İkinci Bir Şans Üzerine

Ortaokul ve lise yıllarımda favori yazarlarımdan biri Charles Dickens’dı. Oliver Twist ve Zor Zamanlar eseri beni etkileyen bir yazarın nadide eserleri arasındadır. Tabi ki Yeni Yıl Şarkısı da öyle…

Charles Dickens’ın Yeni Yıl Şarkısı (A Christmas Carol) adlı eseri, yalnızca bir yılbaşı hikâyesi değil; insanın kendisiyle yüzleşmesini, zamanla olan ilişkisini ve değişmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan güçlü bir vicdan anlatısıdır. Ebenezer Scrooge’un yolculuğu aslında hepimizin içinden geçtiği, ama çoğu zaman görmezden geldiği bir iç muhasebenin sembolüdür. O kadar kıymetli ki, tekrar tekrar okumak ve Jim Carrey’nin hayat verdiği çizgi animasyon filmini izlemek istiyorum.

yeni yıl şarkısı filmi Jim Carrey

Scrooge, geçmişinde sevgiyi kaybetmiş, bugününde merhameti unutmuş, geleceğinde ise yalnızlığa mahkûm olmuş bir karakterdir. Dickens, bu üç zaman dilimini birer hayalet aracılığıyla karşımıza çıkarırken şunu sorar: “Zaman geçiyor ama sen değişiyor musun?” İşte hikâyenin kalbi tam da buradadır. Çünkü Scrooge’un sorunu fakirlik ya da zenginlik değil, kalbinin katılaşmış olmasıdır. Bu katılaşmış kalpte kaçınılmaz gerçek olan yalnızlığı bulmuş olmasıdır. Başlarda bu durumdan şikayetçi değildir, hatta belki mutludur; ama hayaletlerin onu yeni yılda ziyaret etmesi ve yolculuğa çıkarması sonucunda aslında mutlu olmadığı gerçeği ile yüzleşecektir.

Jim Carrey’nin böyle bir projede yer almış olması beni oldukça şaşırtmıştı. Genellikle komedi tarzında yapımlarda yer alan Carrey, sanırım yaşı ilerledikçe ardında biraz daha derinliği olan şeyler bırakmak istemiş olacak ki böyle bir animasyon projesinde yer almış. Aslında fırsat bulduğumda bu çalışmada neden yer aldığını ve düşüncelerini öğrenmek istiyorum.

Animasyon uyarlama (A Christmas Carol) 2009 yılında yapıldı. Şimdiden 17 yıl geçmiş üzerinden. Ne kadar da çok olmuş… Bu hikâyede bambaşka bir derinlik var. Yazıyı yazarken ufak bir araştırma yapayım dedim. O da ne! Filmde Motion Capture tekniği kullanılmış ve bu sayede Jim Carrey, sadece Scrooge’u değil, hayaletleri de canlandırmış. Çok ilginç; zira diğer karakterlerin ruh hâllerini Scrooge amcaya hissettirebilmesi için sanırım bu yolu tercih etti. O yaşlı amcaya hissettirdiği korku, pişmanlık, üzüntü ve özlem…Tüm bunları başarabilmesi için diğer karakterlerin de ruhu olmalıydı. Şimdi daha iyi anlıyorum… Beni en etkileyen en son hayaletti. Filmi izlemeyenler için Spoiler (filmi izleme zevkini kaçıran bilgi) vermemek adına biraz gizli kapalı anlatacak olursam. Özellikle son hayalet sahnelerindeki karanlık, sessizlik ve korku öylesine yoğundu ki Scrooge amca ile birlikte ürpermiştim. Bu versiyon, hikâyenin aslında bir çocuk masalından çok da ötesi, ilerisi olmadığını; aksine insanı sarsan bir yüzleşme olduğunu çok net hissettirir.

Bu hikâyeyi her okuduğumda ya da izlediğimde kendime şu soruyu soruyorum: Ben hangi Scrooge’um? Geçmişte kırdıklarımı mı taşıyorum, bugün görmezden geldiklerimi mi, yoksa “nasıl olsa sonra değişirim” diyerek ertelediğim bir vicdanı mı? Yeni Yıl Şarkısı bana şunu fısıldıyor: Değişmek için takvim yapraklarının düşmesini beklemeye gerek yok. Ama zaman daralıyor her şey için, herkes için. Senin için de öyle.

Charles’ın bu eserinde en umut veren mesajı ise bence şu: Ne kadar geç olursa olsun, insan isterse değişebilir. Scrooge amcanın dönüşümü bize şunu hatırlatır: İyilik, paylaştıkça çoğalan tek servettir. Yeni bir yıl da belki tam olarak bunun için vardır. Kırıp dökmeyen daha yumuşak bir kalp, daha açık bir göz ve biraz daha fazla cesaret için.


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.