Şiirler

Bu bölümde, ünlü şairlerin zamana direnen dizeleri ve sitemize gönderilmiş amatör kalemlerin içten şiirleri bir araya geliyor. Duygunun, dilin ve hayalin kesiştiği bu alanda; aşk, yalnızlık, umut ve insan ruhuna dair şiirsel yolculuklara yer veriyoruz.

  • Bazen bir insan gelir ve hayatımızın tam ortasına dokunur. Ne bir fırtına kadar gürültülü, ne de bir mevsim kadar uzun… Ama bıraktığı iz, bir ömür silinmez. Kalbimizin en korunaklı yerini bulur. Yani ipeğe sarılmış huzurumuzu, kelebek kadar narin umutlarımızı, yaslanmaya hazır omuzlarımızı sorgulatır. Aşk, kimi zaman bir kadehten içmeden sarhoş eden bir bakıştır; kimi zaman Devamını oku

  • Bu sefer rivayetler ve işaretler de çok farklı.. Göğe baktığımda yıldızların yerleri değişmiş gibi; sanki içimde görünmeyen bir Melhame-i Kübra yaşanmış da bütün eski karanlıklar yerini sessiz bir aydınlığa bırakmış. Rüzgâr başka türlü esiyor, akşamın rengi başka türlü iniyor kalbime. Uzun zamandır suskun duran kapılar birer birer aralanıyor. Kara kışın sertliği çözülürken, içimde saklı duran Devamını oku

  • Bana Benzemeyen Zaman

    Bu gece başımı yastığa koymadan önce bir şiir denemesi yapmak istedim. Pek içmem; ama bir sigara dumanı da eşlik etsin istedim. Şiir yazmanın denemesinin bile çok zor olduğunu da bilerek ve kendimde bu cesareti görerek bir kalkışma yapmak istedim. Çevreye verilecek bir zarar olursa şimdiden aflarınıza sığınıyorum. ^^ Bana Benzemeyen Zaman Bana bir hayat verdiler.Kullanma Devamını oku

  • Tam O Sırada okurlarından ismini vermek istemeyen; ancak mahlasının ”Parıltı” olduğunu bildiğimiz arkadaşımız bize bu değerli şiiri paylaşmamız için gönderdi. Derin bir şairin yine derin bir şiiri ve tabi ki isterseniz sonrasında Tam O Sırada yorumu… ibrahimiçimdeki putları devirelindeki baltaylakırılan putların yerineyenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktıkoca buzlar düştüputların boyunları kırıldıibrahimgüneşi evime sokan kim Devamını oku

  • Gezgin olduğu her hâlinden belliydi. Bir yere ait değildi ama hiçbir yer ona tamamen yabancı da sayılmazdı. Gittiği şehirlerde uzun uzun durmaz, kaldığı odalara eşyalarını yerleştirmezdi. Çünkü bilirdi: Herhangi bir yere ne kadar az bağlanırsa, Leyla’ya o kadar da yakın olacaktı. Onu bir sokak köşesinde, bir tren camında yansıyan yüzünde ya da hiç tanımadığı birinin Devamını oku