• Türk sinemasında Cüneyt Arkın’ın ayrı bir yeri vardır. Bende ise çok başka, kimselerin asla dolduramadığı bir yere sahiptir. Yaşadığı dönemde, o dönemin sorunlarına ve toplumsal meselelere eğilmiş bir aktördü. Kimi zaman malkoçoğluydu, kimi zaman öğretmen kemal, kimi zaman da komiser şahin. Herkes o dönemin yokluk zamanlarında kıt imkanlarla çekilmiş filmlerinde senaryo mantık ve çekim hataları Devamını oku

  • Bugün yine bir İsmet Özel şiiri dinlerken kendime şu soruyu sordum, ”İsmet Özel kimdir ve benim için neden bu kadar değerli biri oldu?” Uzun ve belki de kısa bir düşünüşten sonra aklıma gelenleri yazmak ve İsmet Özel’e hakkını teslim etmek istedim. Ah! Üzerimdeki hakkını asla ödeyemem üstadım; kendime sana beni anlatan nice yazılar yazsam da… Devamını oku

  • Bazı vakitler insan nerede bırakması gerektiğini kestiremez. Son görüşmemizde gezgin bana ”Tutmanın ağırlığı, bırakmanın hafifliği…” demişti. O an pek anlamamıştım tam olarak söylemek istediği şeyi. Geçen zaman ve hayatın tam bu sıradaki dönüm noktası bunu biraz idrak edebilmem için bir reaksiyon gösterdi. İkindi vaktini biraz geçiyordu ve bunu aklıma getirecek bir şey oldu. Bu yazıya Devamını oku

  • Bazen bir insan gelir ve hayatımızın tam ortasına dokunur. Ne bir fırtına kadar gürültülü, ne de bir mevsim kadar uzun… Ama bıraktığı iz, bir ömür silinmez. Kalbimizin en korunaklı yerini bulur. Yani ipeğe sarılmış huzurumuzu, kelebek kadar narin umutlarımızı, yaslanmaya hazır omuzlarımızı sorgulatır. Aşk, kimi zaman bir kadehten içmeden sarhoş eden bir bakıştır; kimi zaman Devamını oku

  • Bu sefer rivayetler ve işaretler de çok farklı.. Göğe baktığımda yıldızların yerleri değişmiş gibi; sanki içimde görünmeyen bir Melhame-i Kübra yaşanmış da bütün eski karanlıklar yerini sessiz bir aydınlığa bırakmış. Rüzgâr başka türlü esiyor, akşamın rengi başka türlü iniyor kalbime. Uzun zamandır suskun duran kapılar birer birer aralanıyor. Kara kışın sertliği çözülürken, içimde saklı duran Devamını oku

  • Dönüş Belli mi?

    Kategori:

    Kendime yazdığım bu yazı sevdiceğin gittiği yerden dönüşünü bekleyen tüm okurlar adına yazılmış olsun. Ben okuduğumda seni bulayım; sen de bu satırlarda beni bul… Öyle değil mi? İnsan bazen bir gidişin ardından takılıp kalıyor. Kapı kapanıyor, ayak sesleri uzaklaşıyor; ama içindeki o amansız bekleyiş yerinden kıpırdamıyor. Günler geçiyor, takvim yaprakları düşüyor, mevsim değişiyor…belki de değişmiyor Devamını oku

  • Bugün kalbimin sızladığı ve aynı anda feraha kavuştuğu bir vakitte tüm bunları yazıyorum. Sokakta yürürken gördüğüm yüzler yorgun. Şikayetsiz bir bıkkınlık haliyle kimse halinden memnun değil; ama herkes ilginç bir şekilde suskun. Sanki hepimiz aynı şeyden şikâyetçiyiz fakat adını koymaya cesaret dahi edemiyoruz. Toplum olarak bizi bütünüyle saran bir hastalık var ve bu hastalık bedenlerimizde Devamını oku

  • Kalplere tesir eden bu hikayeyi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim ve bu hikayenin çok fazla insan tarafından bilinmesi için bu satırları kaleme alıyorum. Bugün burada Rachid’in hikâyesini anlatacağım. Amansız bir yangınla acıklı başlayan; ama küllerinden yeniden yeşeren bir fidanın hikâyesi…Her şeye rağmen yaşama tutunan Rachid’in hikayesi… Ama aslında bundan çok daha fazlası. Bu, bir çocuğun hayatta Devamını oku