Şimdilik bu kadar

Ayrılık her zaman yüksek sesle söylenen bir elveda değildir. Bazen fısıltıyla bırakılır ardımızda; “şimdilik” denir ve yola çıkılır. Şimdilik Bu Kadar, bir vedanın hüznünü, bir ihtimalin umudunu ve kalpte biriken yorgunluğu anlatan içsel bir yol hikâyesi.
Bu yazı; gitmenin korkusunu, dönmenin belirsizliğini ve yine de içimizde büyüyen umudu taşıyor. Şehirler değişse de, vedalar tekrar etse de kalbin yükü aynı kalıyor. Kimi zaman beden değil, yürek yoruluyor. Ve yine de yürümeye devam ediyor insan.

Şimdilik bu kadar. Bir daha ki sefere; eğer bir daha ki sefer varsa.


Yine bir ayrılışın hüznü kaplıyor içimizi. Ben ve sen sevgili. Ve korkarım ki yine elimiz boş döneceğiz bu seferden de. Her seferimiz gibi yine bu sefer de bizi yorduğuyla kalacak gibi. Aslında sen de bilirsin ki biz bedenen yorulmayız. Kollarımız ağrımaz, bacaklarımız acımaz da yüreğimiz sızlar. Bu sebeptendir zaten buruk kalp bir taşımamız. E biraz da dişe dokunur hüznümüz. Ama önemli olan bizi taşıyacak olan bedenimiz değil mi? Önemli olan da bu değil mi? Yürüyecek uzun bir yolda kırık bir ayak yerine kalp tercih edilir elbette.


El sallayarak geldik bu şehre yine el sallayarak ayrılacağız bu şehirden. Gelişimiz bir heyecan iken gidişimiz de büyüyen bir umut olsun içimizde. Ama yine bir ayrılışın korkusu kaplıyor bedenimizi. Sen ve ben sevgili. Gidip de bir daha dönememekten; yahut döndüğümüzde görememekten yana tasamız var. Ancak o sefer bu seferden belki daha farklı olur diye de ümidimiz var. Belki de o sefer aslında bu sefer… Belki de yarın hemen tükeniveren bir kibrit çöpü kadar kısa bir zamanımız olacak. Ama bir o kadar da uzun olacak ve bizi bu sefer bedenen de hakkıyla yoracak; ama olacak. Yanımızda getirdiğimiz ümidi şimdilik burada bırakarak yola çıkalım. Elveda demeyelim şimdilik martılara. Hatta birkaç parça eşyamızı bırakalım burada; zira gelişimiz de gidişimiz kadar kolay olsun diye.

Belki de bazı vedalar gerçekten vedadır; adını koyamasak da içimizde ağır ağır yer eden, susarak büyüyen vedalar. Gitmek her zaman uzaklaşmak değildir, bazen sadece yorulan kalbin kendine bir köşe aramasıdır. Biz de öyle yapıyoruz işte; ardımıza bakarak, unutmamaya söz vererek ama yine de yürümeye devam ederek. Çünkü kalmak her zaman cesaret değildir, bazen gitmek daha büyük bir yük taşır insana. İçimizde kalan cümleler, söylenememiş kelimeler ve yarım kalan hayallerle devam ediyoruz yola. Belki bir gün, başka bir zamanda, başka bir hâlde yeniden kesişir yollar. Belki de hiç. Ama bilinen tek şey şu: Her ayrılış biraz eksiltir, biraz büyütür insanı. Biz de bu sefer içimizden eksilenleri geride bırakıp, kalanlarla yürümeyi seçiyoruz. Şimdilik bu kadar… Zira bazı hikâyeler, tamamlanmaz ama ardında bir his ve iz bırakır.

Şimdilik bu kadar, bir daha ki sefere tabi o olacaksa.
Şimdilik kısa bir elveda


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.