Bir noktada, bazı insanların ve bazı şeylerin sadece kalbinizde kalabileceğini ama hayatınızda kalamayacağını kabullenmek zorundasınız. Evet hepimizin içinde çok çok uzaklarda kalmış mutluluklar var. Bizi terk ettiler belki; ama onları kalbimizde tutmaya devam edeceğiz. Evet belki çok zor gelecek kabullenmek her defasında; ama hayat öyle bir öğretmen ki sınıfında başarısız olduğu bir öğrencisini hiç görmedim. Çocuklar da dahil çok çok hayat derslerini hepsine öğretmişti. İsteseniz de istemeseniz de o size öğretecek, sadece bunun kolay olup olmaması sizin elinizde. Belki birine ekmek fırınından hiçbir zaman sıcak bir ekmek alamayacağını bir başkasına ise lüks bir evde hiç oturamayacağını, bir başkasına ise kaybettiği bir kimseyi artık geri getiremeyeceğini elinde sopasıyla başınızda dikilerek öğretecek. Derken siz, kalbinizi umutları ile gömdüğünüz yerden çok uzaklara gideceksiniz. Bir süre sonra çok uzaklarda kalacak o mutluluklar.
+++ Hala bu yazıya eklemek istediğim şeyler var. Bu his nedense beni yeniden buraya getirdi. Ama ne yazacağımı, ne diyeceğimi tam olarak bilemiyorum. Bu noktada da kendimi odaklandıramıyorum. Gözleri aydınlık bir ortamdan aniden karanlık bir ortama düşmüş birinin hiçbir göremeyip ne yapacağını bilememesi gibi mahzurum. Belki de odamı aydınlatan onca ışığa rağmen karanlıktayım. Klavyemin harflerine dokunabilecek kadar ihtiyacım olan ışığa muhtacım. Yazma sebebim, nereye gittin? Sensiz değil yazmayı, içimden bile geçiremiyorum. İhtiyacım olan ışığım, kalbimin en karanlık ücrasına mı gömdüm yoksa seni? Bana bir daha geri dönmeyeceğini bilerek..

Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun: