çocukken babamın eczacı mümessilinden aldığı şeffaf mavi kapaklı düğmeli bir defterim vardı. Ona kendimce hikayeler yazar, cuma günleri öğretmenin son ders saatinde ”hadi oğlum defterin yanındaysa yazdıklarından bize bir şeyler oku.” demesini beklerdim. Sonra büyük bir heyecanla tahtaya çıkar defterime yazdıklarımı sınıf arkadaşlarıma okurdum. Bazen kahkahalarla gülerler bazen de derin bir sessizliğe bürünürlerdi. Yazdıklarım belki komik, saçma ve anlamsız şeylerdi; ama bana bazı arkadaşlarımın çıkışta ”Yazar” demesi çok hoşuma giderdi. Sınıfın en yaramazların Tamer defterimi bazen alıp okurken her ne kadar da alaycı bir tavır takınsa da bazen dizelerde kaybolduğunu hatırlıyorum. O defteri hep saklayacağıma, koruyacağıma dair ne kadar söz verdiysem de sonra kaybettim. Bulabilmek için neleri vermezdim.
