Bu Yolculukta Sen de Varsın

Biz insanlar hayatımız boyunca birçok kelimeyle karşılaşıyoruz. Bazıları gelip geçiyor, bazıları ise fark etmeden hayatımızın bir parçası hâline geliyor. İnananlar için ayetler, dualar ve dinî metinler; inanmayanlar içinse vicdan, ahlaki duyarlılık ya da hayata dair bazı temel değerler bu yapı taşlarını oluşturuyor. Elbette istisnalar var ama çoğu zaman böyle ilerliyor. Çocuklukta öğreniyoruz, yıllar içinde tekrar ediyoruz. Belirli zamanlarda, belirli ritüellerin içinde bu sözler dilimizden dökülüyor. Fakat bu tekrar her zaman anlamla birlikte yürümüyor. Söz söyleniyor ama o sözün bizde neye dokunduğu çoğu zaman net olmuyor. Mesela ”inşallah” kelimesi o kadar çok kullanılır hale geldi ki eminim sokakta bir röportaj yapılsa kelimenin ne manaya geldiğini bilmeyen insanlar çok fazla insan çıkacaktır.

Anlam Katmanı’nın çıkış noktası tam da burası. Burada ayetleri, duaları ya da hadisleri öğretmek gibi bir iddiamız yok. Kimseye ahlaki değer aşılamak gibi bir niyetimiz de yok. Din hocası da değiliz. Asıl meselemiz, hepimizin bildiğini sandığı şeylerle aramıza zamanla giren o mesafeyi fark edebilmek. Çünkü bir metin ne kadar kıymetli olursa olsun, onunla kurduğumuz ilişkiyi hiç sorgulamazsak, bir süre sonra sadece alışkanlıkla tekrar edilen bir şeye dönüşebiliyor. Değeri ve kıymeti kaybolmuş tekdüze hayatımız içerisinde tekrara düşen kalıplaşmış ve deyimleşmiş ifadeler haline geliyor.

hayatın anlamı arayışı

Çağları aşan İslam dini, öyle derinliğe sahip ki sözü tek başına ele almıyor. Söylenen şey kadar, o sözün hangi hâlin içinden söylendiği de önemli. En son kendin için ne zaman dua ettin? Dua sadece bir şey istemek midir? yoksa insanın kendini nerede gördüğünü fark etmesi mi? İnsanlardan isteyemediğim şeyleri Bir olan birinden istiyorsun. Hatta annen-baban, kardeşlerinden isteyemediklerini istediğin Biri olmalı. İstediğin şeyler, kimi yakarış der kimi niyet kimisi de dilek… aynı kelimelerle okunmasına rağmen neden herkes için aynı etkiyi bırakmaz? Çünkü kelimeler aynı kalsa da insanın iç dünyası değişir. Çok üzgün olduğun zamanlarda yaptığın dilekler, yakarışlar, dualar gözlerini yaşartır; mutlu olduğunda ise seni daha da mutlu etmiyor mu? Mutlu olduğun zamanlarda tüm bu yaptıkların kalbini okşarken hüzünlü vakitlerde kalbine batıyor; ama söylenmesi gerek.

Derinlemesine düşünme denilen şey de burada başlıyor. Daha fazla bilgi edinmekten yerine bildiğimiz şeylerin hayatımızdaki yerine bakabilmek. Bir ayeti okurken sadece “ne anlatıyor?” diye değil, “bu bana neden şimdi denk geldi?” diye sorabilmek. Çünkü ayetler yalnızca indirildikleri döneme değil, çağları aşarak insanın her zaman yaşadığı hâllere hitap ediyor. Zaman kavramı o kadar izafi ki az önce karşılaştığın şey belki de senin zamanınla 30 dakika önce indi. Bilemezsin. Bu yazı ayetlerin, duaların ve dileklerin anlamı üzerine tefekkür etmeyi amaçlıyor.

Korku, umut, sabır, teslimiyet gibi duyguların hepsi bu yakarışlarında içinde var. Ama bu duyguların ne anlama geldiği üzerine hiç düşünmediğimizde, dua bazen içimizde bir karşılık bulmakta zorlanıyor. Oysa kelimelerin anlamını fark ettiğimizde, dua insanın kendisiyle yüzleştiği bir alana dönüşüyor.

Burada yazdıklarım kesin doğrulardır diye yazdıklarım değil tabi ki. Şimdiye kadar yaşadığımız olaylar hepimizin kendisine bazı sorular sormasına vesile olsun istiyorum. Çünkü bazen kendimize sorduğumuz sorular, aradığımız cevapların aslında cevaplarıdır.

Anlam Katmanı, okuyanı pasif bir yere koymak istemiyor. “Böyle düşünmelisin” demiyor. Daha çok, durup kendi hayatına bakabileceğin bir alan açmayı amaçlıyor. Yol tarif etmiyor, herkesin yolu farklıdır; yürüdüğümüz yolun farkına varmamızı istiyor. Kendine şu soruyu hiç sordun mu? ”Buradayız, yiyoruz-içiyoruz yaşıyoruz, sonra bizden öncekilere olan şey gibi yok olup gideceğiz mi?” ya da ”Buradayız; çünkü bunun bir anlamı var.

Bu anlam yolculuğu herkes için aynı şekilde ilerlemiyor. Kimi bir ayetin tek bir kelimesinde uzun süre kalıyor, kimi bir duanın anlamını fark ettiğinde hayatında bazı şeyleri yeniden düşünmeye başlıyor. Kimi için bu bir arayış, kimi için bir hatırlayış. Anlam Katmanı, bu farklılıkları bir eksiklik olarak değil, yolculuğun doğal bir parçası olarak görüyor.

Eğer sen de okuduklarının sende neyi harekete geçirdiğini merak ediyorsan, bir ayeti ya da duayı okurken sadece dilinle değil zihninle ve kalbinle de orada olmak istiyorsan, bu yolculukta sen de varsın. Burada amaç bir yere varmak değil. Fark ederek, acele etmeden ama derinleşerek yürümek. Eğer farkına varamazsan, çok uzak değil senin dedenin babasının ya da anneannenin annesinin adını bilmediğin gibi günü geldiğinde senin adını da kimsenin bilmediği bir dünyadan öylesine ve boş yere geçmiş olacaksın.

Hayatın bize getirdikleri ve bizden götürdükleri her şeye rağmen unutma, bu yolculukta sen de varsın.


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.