Adlandıramadığım anılar

Sevgili, Bunu sana çok ama çok uzaklardan yazıyorum. Bilmiyorum belki de hiç ulaşamayacak şeyler için hem zihnimi hem de parmaklarımı yoruyorum. Bazen pek uzun bazen de pek kısa hayat anılarımızda belki de hiç hatırlanmayacak dizeler bunlar; ama olsun yine de yazayım değil mi? Geçip giden her günümüzün ardından, üşüdüğümüzde üzerimize sıkı sıkı çektiğimiz bir yorgan misali, belki bir gün adını koyamadığımız anılar bakarsın bir an da olsa bedenimizi ısıtır.

Sevgili,

Her geçen gün içimdeki sen özlemi gitgide büyüyor. Belki mesafeler azalıyor; ama bana hep uzakmışsın gibi geliyor. Kim bilir beni inceden titreten bu özlemin sebebi eni çapı bir okka kalbimde her geçen an seni daha da büyütmemdir. Ve bazen korkuyorum bu kadar büyük seni ya bir gün kalbime sığdıramazsam? diye. Korkuyorum… oysa tüm kalbimi senin yerine kimselere vermemiş olmam yeter mi? diye. Adlandıramadığım onca anılarınla geldiğinde, bu bana ait olacak. Benim anılarım, hiçbir yere sığdıramadığım, hiç kimselere anlatmadığım..inanırlar diye. Onları benden alırlar diye. Belki de bu yüzden bir ad koymadım sensiz, ama senle yaşanan o anılara. Her hatırladığımda, gri kış günlerinde, cemrenin düştüğü gecelerde ve artık yazı sona erdiren o son kuşun cıvıltısının da bittiğinde içimi ısıtan anılar..tatlı ya da değil; fakat sensiz olduğu muhakkak.

Şu an yoksun; ama yaşanmamış günlerin anıları hâlâ benimle. Onların bir adı da yok; ama merak etme kimsenin ulaşamayacağı kadar derindeler.


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.