Gerçek şu ki henüz şiir yazma konusunda iyi değilim. Dünyanın en zor ikinci işi diyebilirim. ^^ ”En zor ilk iş nedir?” diyecek soracak olursan, ben ”annelik” derdim. Bana göre yeryüzündeki en zor ve kutsal olan tek iştir. Bu kutsal göreve aday tüm annelere sonsuz sevgiler. Konuya dönecek olursak, ben yine bir şiir yazmak istedim. Bu şiirde, gerçeklikle-hayal arasındaki sınırın kaybolduğu bir bahçe hayal ettim. “Girsen Bahçeme” derken aslında bahçeden çok kendi iç dünyamı anlatmak istedim.
Şiirdeki gerçeküstü (sürreal) imgeler ve herhangi bir insanın gelişiyle değişen dünyayı, varlık ve yokluk arasındaki o belirsiz duyguyu anlatmaya çabaladığım ve en çok sevdiğim felsefik bir yaklaşım sergilemeye uğraştım. Biliyorum çok iyi değil, iyi de değil; ancak yazılmış olmak için de yazılmadı. Zaman zaman kendimi yeniden bulduğum satırlara dönüşmesini ümit ederim. Gönlümün güzel olduğundan ya da bir bahçe misali olduğundan değil, seni orada ağırlayacak olmasından ona bahçem dedim.

***
Girsen Bahçeme
Ay düşer dallara, gece girer bahçeme,
Yıldızlar kanat açar, sessiz konar bahçeme.
Bir balık gökte yüzer, yağmur iner tersine,
Rüyalar kapı açar, seni çağırır bahçeme.
Çiçeklerin gözleri var, bakar derin bahçeme,
Karanlık bir kuş konar, kanat serer bahçeme.
Saatler kök salmıştır, zaman uyur köklerde,
Unuttuğum yüzler yine döner gelir bahçeme.
Gelsen, yollar erir de taşlar söyler adını,
Bulutlar yere iner, diller arar tadını.
Ben kendimi kaybeder, seni bulurum belki,
Bir aynanın içinde saklarım seni bahçeme.
Ayakkabın ıslanır, yıldızlardan akan sudan,
Bir tren geçer sessizce, gökyüzünün ucundan.
Sen gülersen çiçekler de açılır dallarda,
Ve gece gündüz olur, girersen bahçeme.
Bir gün gelsen sessizce, bütün kapılar açılır,
Duvarlar dile gelir, taşlar yerinden ayrılır.
Belki sen gerçek değilsin, belki ben hiç yokum,
Ve ben yeniden var olurum, sen girsen bahçeme.

Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun: