Anlam Karmaşası, Modern İnsanın Problemi

Bazı sabahlar ve geceler var ki uyandığımda zihnimin içinde birbirine çarpan cümleler oluyor. Günümüz modern insanının bir problematiği mi yoksa? Dün doğru nazarıyla baktığım şeyler bugün şüpheyle yaklaştığım şeyler olmuş. Dün emin olduğum bir düşünce, bir gecede anlamını kaybedebiliyor. Sanki içimde sürekli yer değiştiren kelimeler var ve hiçbirine tam olarak tutunamıyorum. İnsan bazen kendi fikrine bile yabancılaşır mı? Ondan uzaklaşır mı? diye soruyorum kendime. Söylediğim söz gerçekten bana mı aitti, yoksa bu gürültülü dünyada duyduklarımın bir yankısı mıydı?

Bir mesele üzerine düşünmeye başladığımda zihnim parçaya ayrılıyor. Bir yanım kesin konuşmak istiyor, diğer yanım ise bu ihtimali bilip şüpheye düşüyor. Çünkü bazen her hükmün arkasında başka bir ihtimal beliriyor ve her şey en baştan değişiyor. Her kanaatin gölgesinde başka bir hakikat ihtimali duruyor. Sevmediğim bu çağda yaşamak biraz da sürekli fikir değiştirmek gibi ve her şey sürekli değişiyor. Değiştikçe geliştiğimizi, ilerlediğimizi sanıyoruz; ama bazen sadece yönsüzleşiyoruz belki de. Nerede durduğumu bilmeden yürüdüğüm zamanlar oluyor. Yürümek hareket sayılır; ama içimde ilerlemeye dair bir his oluşmuyor. Kalabalıkların içinde dolaşırken herkes bir şey söylüyor. Herkes bir şeylerden emin. Ben ise çoğu zaman emin olamamaktan yakınıyorum. Emin olmak güçlü hissettiriyor olabilir; ama üzerinden ne kadar vakit geçmiş olursa olsun acele bir kesinlikten korkuyorum.

Bazen düşünüyorum, modern çağın insanı gerçekten ne istiyor. Başarılı olmak mı, huzurlu olmak mı, anlaşılmak mı, yalnız bırakılmak mı? Tüm bu istekler bile bu karmaşık yüzyılda sabit değil. Dün arzuladıkları bugün ağırlık basıyor omuzlarına. Kendi arzularına bile güvenemeyen insanlar, hangi anlamın üzerine hayat kurabilir ki? İçlerinde sürekli yer değiştiren bir pusula var sanki. Kuzeyi gösterdiğini sandıkları anda yön değişiyor. Sosyal medyada akan görüntüler, paylaşılan cümleler, fikirler onların zihninde iz bırakıyor. Birine hak veriyor, birkaç dakika sonra tam tersini düşünüyorlar. Bir düşünceye öfkeleniyor, sonra o öfkenin kaynağını sorguluyorlar. Tepkiler net değil; sevinirken tereddüt ediyorlar, kızarken kendileri gerçek istedikleri için değil. Yaşadıkları duygunun sahici olup olmadığını anlamaya çalışırken duygunun kendisi kalplerinde ve zihinlerinde kayboluyor. Çok fazla soru var ve belki sorun cevapların azlığı değil, seçeneklerin aşırı fazlalığı… Önlerinde çok yol var; ama hiçbirine tam olarak ait hissedemiyorlar. Her yolun sonunda başka bir pişmanlık ihtimali duruyor gibi. Bir şeyi seçmek, diğer iyi olduğunu düşündükleri ihtimalleri kaybetmek demek. Kaybettiklerini düşünmekten de seçtikleri o şeyin tadını asla çıkaramıyorlar.

Teknolojinin ve her şeye ulaşmanın sahipliğinin zirvesinde olan modern insanın içinde zaman zaman bir durma isteği beliriyor. Her şeyi askıya almak, hiçbir fikre yaslanmamak, hiçbir kimliğe sığınmamak…ama bu günümüz insanı boşluk diye kanaat getirdiği bu durumda da uzun süre kalamıyor. Bir yere tutunma ihtiyacı doğuyor. Bu tutunma bazen bir inanç, bazen bir ideoloji, bazen bir insan oluyor. Fakat tutunduğu bu varlığın her an değişebileceği korkusunu taşıdığı için ona sıkı sıkı sarılamıyor.

Çok düşünmek, çok karşılaştırmak ve kendince çok ihtimal üretmek… belki bazı şeyler bu kadar analiz edilmeden yaşanmalı. En iyi ihtimalin arayışında kaybedilmiş bir sevgili, bir meslek ya da bir dost başka seçenekleri doğuruyor. Ellerinde, avuçlarının içinde tuttukları o beyaz güvercin dikkatleri başka bir yerde iken kanatlanıp havalanıyor ve gökyüzünün maviliğinde kayboluyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Bu karmaşa içerisinde sonradan duyulan pişmanlık ve özlem bir fayda getirmiyor. Bütün bu karmaşanın içinde net olan tek şey ise netliğe duydukları özlem; ama netlik de kesinleştiğinde hareketin bereket sayıldığı bu evrende kalmak istemiyorlar. Belki insan olmak tam olarak bu arada kalış hâlidir. Ne tam bilmek, ne tamamen bilmemek. Ne bütünüyle emin olmak, ne bütünüyle vazgeçmek.

Hepimiz cevap alamadığımız bu sorularla birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz belki de. Anlam, her zaman bizim için net/kesin bir sonuç değil aksine taşımayı kabul ettiğimiz bir belirsizliktir. İçimizdeki çözülememiş düğümlerle yürümek, her şeye rağmen yürümek… belki de asıl karmaşa, anlamı bizim için tek ve değişmez kabul ettiğimiz bir yanılgıya kapılmaktır.


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.