Türk sinemasında Cüneyt Arkın’ın ayrı bir yeri vardır. Bende ise çok başka, kimselerin asla dolduramadığı bir yere sahiptir. Yaşadığı dönemde, o dönemin sorunlarına ve toplumsal meselelere eğilmiş bir aktördü. Kimi zaman malkoçoğluydu, kimi zaman öğretmen kemal, kimi zaman da komiser şahin. Herkes o dönemin yokluk zamanlarında kıt imkanlarla çekilmiş filmlerinde senaryo mantık ve çekim hataları ararken, ben onun bize vermek istediği mesajları aradım.
”Esas adımı bile bilmiyorum Kadir dediler, Kadir oldu ismim. Vur dediler, vurdum kır dediler, kırdım.” Replikleriyle daima anımsayacağım film, Çaresizler filmi.
Çaresizler, yalnızca bir Yeşilçam melodramı (ağlatı ve dramın bozulmuş, karikatürleştirilmiş biçiminden ortaya çıkan sinema türü.) değildir. Bu film bir insanın kimliğini kaybetme hikâyesidir. Kadir’in hayatı, başkalarının verdiği isimle başlar. Kendi seçmediği bir kaderin içine doğar. Sokakların, mahallenin, kabadayılığın, yoksulluğun içinde şekillenen bir karakterdir. Ne zaman birine karşı dursa arkasında güç yoktur. Ne zaman kendi köşesine çekilmek istese önüne bir kavga ve mücadele sürülür. Onu var eden şey iradesi değil, başkalarının buyruğu ve hayatına müdahalesidir.

Film, yaşadığı o dönemin sert toplumsal yapısını açıkça gösteriyor. Adalet güçlüden yanadır. Fakir mahallenin çocukları ya suçlu olur ya kurban. Kadir de tam bu çizgide yürür. Bir yandan her şeyi bırakıp sevmenin, birine ait olmanın ve onca şeyden sonra insan kalmanın çabasını verirken diğer yandan elinde olmadan dahil olduğu sistem onu hep aynı yere iter.
Filmde Cüneyt Arkın’ın duyguları içten içe yaşadığı o muhteşem oyunculuğu hep gözler önündedir. O sadece yumruk atan bir adam değildir. Gözlerinde hayata karşı bir kırgınlık ve istemeden yaptığı şeylerin hüznü vardır. Çenesini sıktığında öfkeli bir adamdan çok bastırılmış bir çocukluk görünür. Cüneyt Arkın, karakterin iç çatışmasını beden diliyle taşır. Susarak oynar birçok sahneyi. Film izledikçe anlarız ki Kadir’in en büyük trajedisi kötü biri olması değildir. Kendi hayatının öznesi olamamasıdır. Ona kim olduğunu soran olmamıştır. Ona ne istediğini soran hiç olmamıştır.
Ve son… Yeşilçam’ın o acı ama kaçınılmaz sonlarında bir tanesi. İnsan, değişmek istediği an bazen en ağır bedeli öder. Kadir’in hikâyesi umutla değil, hüzünle kapanır. Son sahnede babası ve kendisi, iki beden toprağa düşer. Yerde sürünerek yaklaşmaya çalışırlar son kez el ele verebilmek için ve birkaç nefes uzaklıkta… Eller uzanır, parmaklar titrer, fakat aradaki o görünmez mesafe kapanmaz. O son andaki birbirlerine baktıkları tam o sırada, her ikisinin de gözleri açık biter. Birbirlerine doyasıya bakarak…
Filmi Youtube üzerinden izlemek isterseniz aşağıya bağlantıyı ekledim.

Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun: