Mutlu Olmanın Yolları: Büyük Sırlar Değil, Küçük Cesaretler

Merhaba Herkese ve ben Simge! Bu benim Tamosirada sitesinde ilk yazım olacak. Diğer yazılar o kadar güzel ki ben de bir şeyler yazmak istedim ve ilk yazımın en çok ihtiyacımız olan ”Mutluluk” konusunda olmasını istedim. Bugünlerde belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, mutluluk… Peki nasıl mutlu olabiliriz ve kalabiliriz?

Mutlu olmak… Kulağa çok büyük bir hedef gibi geliyor değil mi? Sanki bir gün olacak, bir şey tamamlanacak, biri gelecek ve “hah, şimdi mutlusun!” diycek. Ama işin garibi şu: Mutluluk çoğu zaman büyük olayların içinde değil, küçük cesaretlerin arasında saklanıyor. Önce şunu netleştirelim:


Mutlu olmak demek sanılanın aksine her zaman iyi hissetmek demek değil. Arada canın sıkılacak, yorulacaksın, hatta bazen “ben ne yapıyorum?” diye tavana bakacaksın. Uyuyamayacaksın. Hatta yemek, dışarı çıkmak istemeyeceksin. Bu çok normal. Mutluluk, bu anların hiç olmaması değil; bu anlara rağmen hayata olağan şekilde devam edebilmek, çevrene enerji ve ışık saçabilmektir.

1. Kendinle Konuşmayı Öğren

İnsanlarla konuşmayı biliyoruz; ama kendimizle konuşmayı pek bilmiyoruz. Hep kendimizi azarlıyoruz: “Niye böyle yaptın, niye başaramadın, yine mi…
Bir dur. Bir arkadaşın aynı durumda olsa ona böyle mi konuşurdun? Mutluluk biraz da kendine şefkat göstermekle başlıyor. Hata yaptığında kendine “tamam, insanım, evet ilk defa böyle bir şey yapıyorum, hatalıyım; ama işte şu sebep de etkili oldu…” diyebilmekle ve mükemmel olmaya çalışmayı bırakmakla. İnan bana, bu tek başına insanın omzundan tonlarca yük alıyor. Emin olun ki çok ünlü ve başarılı insanlar bile bunu yapıyorlar ve başarılarını buna borçlular.

2. Herkesi Memnun Etmeye Çalışmayı Bırak

Burası çok önemli. Çünkü mutsuzluğun gizli sponsoru genelde bu oluyor. Aslında bir zamanlar benim de yaptığım en büyük hatalardan biri de buydu. İnsanlar bazen çok mükemmeliyetçi ve herkesi mutlu edemezsin. Etmeye çalıştıkça da kendini yavaş yavaş unutursun. Bir süre sonra aynaya bakıp “ben ne yapmaya çalışıyorum?” diye sorarsın ama cevabı gelmez.

Hayır” demek bencillik değildir. Kendini korumaktır. Ve kendini koruyamayan biri, uzun vadede mutlu olamaz. Bizler zannediyoruz ki hayır dediğimizde karşımızdaki insan ile ipler kopacak, gemiler yanacak ve bir daha asla onun gözünde değerli bir insan olmayacağız. İnanın bana gerektiği ve doğru zamanda hayır diyebildiğimiz zaman değerimiz artıyor. Tabi ki bu her zaman ”hayır…hayır” demek değil. Zamanına göre hayır demek karşıya kendinize kıymet gösterdiğiniz mesajını verir.

3. Küçük Şeyleri Hafife Alma

İnsanların büyük bir kısmı genelde şu yanılgıya düşüyor. Mutluluk büyük başarılar ile olur. Ancak pratikte tamamen öyle değil ve bazen büyük başarılar değil;
– Sabah içilen güzel bir çay
– Bir mesaj (Yaratıcıya, Evrene, Sevdiğin bir insana, Arkadaşına, Evcil hayvanına…)
– Sessiz bir yürüyüş (mümkünse doğada)
– Bir şarkının tam doğru anda çalmasıdır. Tabi ki seni karamsarlığa sokacak olan değil…böyle yumuşak bir ritim ve sözleri ile içini kıpır kıpır eden türden bir şarkıdan bahsediyorum.

Biz yukarıda saydığım bu küçük şeyleri “önemsiz basit şeyler” diye geçiyoruz ama aslında hayat tamamen olmasa da büyük oranda onlardan ibaret. Sürekli büyük mutluluklar beklersek, küçük ama gerçek olanları kaçırıyoruz. Üzgün olduğun bir anda en sevdiğin tatlı ya da yemeği yemeyi denedin mi?

4. Kendin Olmaktan Utanma

Herkes bir şey olmaya çalışıyor: Daha güçlü, daha havalı, daha başarılı… Peki ya sen?

Olduğun gibi olabilmek büyük bir özgürlük. Sessizsen sessiz, duygusalsan duygusal ya da çok fazlası olmayan ortalama bir hayat veya daha aşağı şartlarda bir sosyal hayat… Herkesle aynı hızda yürümek zorunda değilsin. Herkesle aynı imkanlara ve şartlara sahip olman gerekiyor gibi bir durum da yok. Kendi ritmini bulduğunda iç huzur da peşinden geliyor. Emin ol bunları kabullenmeyi başardığında şartların da iyileşiyor imkanların da gün gün artıyor. Sana bir sır daha vereyim mi? Hayatı boyunca şikayet eden insanlar genelde hayatlarının sonuna kadar şikayetkâr bir insan oluyorlar. Evren onlara istediklerini kesinlikle vermiyor.

5. Karşılaştırmayı Azalt

Aslında bu madde bir önceki madde ile iniltili… Özellikle de sosyal medya dediğimiz şey, bu işin düşmanı. Başkalarının en parlak anlarını izleyip kendi hayatınla kıyaslıyorsun. Bu adil değil. Neden diye soracak olursan, Instagram’da gördüğün o paylaşımları yapan insanların hayatları da %90 oranda seninkiyle aynı sadece daha fazla gösteriyorlar ve yaptıkları şeyler için bazı şeylerden ödün veriyorlar. Mesela İtalya’ya gitmiş bir arkadaşın orada en ucuz otelde kalıyor ya da aylarca para biriktiriyor ya da borçları ödemekle uğraşıyor…Sana gösterdiği kısım ise en iyi kısmı 🙂 o sebeple çok da üzülmeni gerektirecek bir durum yok.

Unutma! Herkesin bir derdi var, sadece filtresi farklı. Mutluluk, başkalarının hayatına bakarak değil, kendi yoluna odaklanarak büyüyor.

6. Kendine Zaman Ayırmayı Erteleme

Bir gün vaktim olunca” dediğin şeyler var ya… İşte mutluluk orada bekliyor ama sen hep geç kalıyorsun. Kendinle baş başa kal. Telefonsuz, plansız, beklentisiz. Bazen sadece durmak bile iyileştirir. (Hatta bu son cümleyi Tam o Sırada blog’daki yazılardan birinde görmüştüm. 🙂 Bazen mesela telefonunu evde bırakarak bisiklet sürmeye, doğa gezisine çıkmaya ya da dışarıya arkadaşlarınla vakit geçirmeye çıkabilirsin. Ya da kendinle ilgili çözmeyi düşündüğün bir konu için ki bu sağlık olabilir, bir şeyler öğrenmek-üretmek olabilir ya da gelecekle ilgili planların olabilir…Bunları gerçekleştirebilmek için kendine zaman ayırman gerekiyor. Bir not defteri al ve not et: ”gitar çalmayı, ingilizcemi geliştirmeyi, spor salonuna yazılarak 5 kg vermeyi… şu kadar süre içerisinde başarmak istiyorum.”

Bitirirken: Mutlu Olmayı Bilmiyoruz; ama Öğreniyoruz!

Mutluluk sihirli bir kapı değil. Açılınca her şey düzelmiyor. Ama küçük adımlarla, kendine biraz daha dürüst olarak, biraz daha cesur davranarak ve daha az kıyaslamalarla mümkün oluyor. Bunların çoğunu bilmiyordun; ancak artık bu yazıyı okuduğuna göre öğrenmiş oldun. 🙂

Sevgili arkadaşım şunu da asla unutma: Mutlu olmak bir varış noktası değil, bir yol. O yolda da acele etmene gerek yok. Konuşmayı öğrendiğimiz gibi bu da zaman alacak ama öğreneceksin. Öğreneceğiz.

Biz buradayız.
Yol uzun; ama gitmeye değecek kadar da güzel. 🌱


Görüşlerinizi Paylaşarak Katkıda Bulunun:

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.